Bir psikodrama grubuna kayıt olmak, her önerilen uygulamaya peşinen onay vermek anlamına gelmemelidir. Katılımın ne içerdiğini bilmek, anlaşılmayan kısmı sormak ve kişisel sınırı ifade edebilmek sürecin önemli parçalarıdır. Grup içinde başkalarının istekli görünmesi, kişinin kendisini aynı hızda ilerlemek zorunda hissetmesine yol açabilir. Bu nedenle gönüllülüğün yalnızca başlangıçta söylenen bir söz olarak kalmaması önemlidir.
British Psychodrama Association etik ilkeleri, yöntem hakkında açıklama yapılmasını ve önerilen uygulamalara katılım seçimlerinin konuşulmasını vurgular. Güncel dokümandaki temas sınırları da onayın belirli duruma ait olması ve süreç içinde yeniden değerlendirilebilmesi gerektiğini hatırlatır. Bu çerçeve, katılımcının sessizliğini otomatik kabul gibi yorumlamamayı ve rahatlık düzeyini yalnızca dışarıdan görünüşe göre belirlememeyi gerektirir.
Örnek bir durumda, katılımcıya bir çalışmada yer almak isteyip istemediği sorulsun. Kişi ne beklendiğini anlamadan “Evet” demek üzere olduğunu fark edebilir. “Önce nasıl bir katılım olacağını açıklar mısınız?” demesi yeterli bir başlangıçtır. Açıklamadan sonra fikrini değiştirmesi de konuşulabilir. Bu senaryo gerçek bir danışan öyküsü değil, onayın bilgiyle birlikte düşünülmesine yönelik varsayımsal bir örnektir.
Sınır ifade etmek yalnızca fiziksel temasla ilgili değildir. Kişisel ayrıntıların paylaşılması, bir konunun bugün ele alınması veya fotoğraf çekimi gibi başlıklar ayrı ayrı değerlendirilir. Bir alandaki onay diğer alanlara otomatik olarak taşınmaz. Örneğin etkinliğe katılmış olmak, tanıtım paylaşımında görünmeyi kabul etmek değildir. Kayıt ve görüntü kullanımına ilişkin açıklamaların önceden alınması, yanlış varsayımları azaltır.
Katılımcı, sınır belirtmesinin nasıl karşılanacağını da sorabilir: “Durmak istediğimde hangi yolu kullanabilirim?” Yürütücünün görevi, bu konuşmaya anlaşılır bir çerçeve sağlamaktır. Kişinin bir sınırı açıklamak için geçmişteki zor bir deneyimini anlatması şart değildir. Sınırlar üzerinde konuşmak çalışmaya karşı çıkmak olarak değil, katılımın koşullarını belirlemek olarak ele alınabilir. Bu yaklaşım, herkesin birbirinden farklı ihtiyaçları olabileceğini görünür kılar.