Çocuğunuz bir oyuncağı bulamadığında ağlayabilir, arkadaşından ayrılırken sessizleşebilir veya yeni bir etkinlik öncesinde yerinde duramayabilir. Davranışı görürüz; o davranışa eşlik eden duyguyu ise her zaman hemen bilemeyiz. Duygular üzerine konuşmak, çocuğun yaşadıklarını anlatabileceği kelimeleri zamanla tanımasına yardımcı olabilir. Amaç, her tepkiye tek bir açıklama bulmak değil, çocuğun kendi deneyimini merak etmektir.
Başlangıç için günlük olaylardan yararlanabilirsiniz. Örneğin, birlikte yaptığınız kâğıt uçak uçmadığında “Beklediğin gibi gitmedi; hayal kırıklığına uğramış olabilir misin?” diyebilirsiniz. Çocuğunuz “Hayır, kızdım” derse kendi ifadesine yer vermek önemlidir. Söylediğiniz kelime bir tahmindir. “Sen aslında üzgünsün” diye ısrar etmek yerine, “Senin için kızgınlık; biraz anlatmak ister misin?” diyerek konuşmayı sürdürebilirsiniz.
Resimler ve öyküler de konuşma fırsatı sunar. Bir kitaptaki karakter kapının önünde bekliyorsa “Sence ne hissediyor olabilir?” sorusunun birden fazla yanıtı olabilir. Çocuk karakterin meraklı olduğunu söylerken siz endişeli görmüş olabilirsiniz. Bu fark üzerine düşünmek, aynı durumun farklı duygular uyandırabileceğini konuşmanın bir yoludur. Etkinliği doğru cevabı bulma sınavına çevirmek gerekmez; bazen yalnızca resme birlikte bakmak yeterlidir.
Çocuk büyüdükçe duygu kelimeleri daha ayrıntılı hâle gelebilir. “Kötü hissediyorum” ifadesinin içinde kırgınlık, yalnızlık veya kaygı bulunabilir. Hemen uzun bir kelime listesi sunmak yerine anlattıklarından bir iki olasılık çıkarmak ve ona sormak daha doğal bir sohbet oluşturabilir. Konuşmak istemediğinde çizim, müzik veya hareket yoluyla kendini ifade etmeyi tercih edebilir. Bu tercihleri dinlemek de iletişimin bir parçasıdır.
Duyguyu tanımak, onun hemen değişmesini istemek anlamına gelmez. Çocuğun “Üzgünüm” demesinin ardından “Hadi artık neşelen” diye acele etmek yerine yanında kalabilirsiniz. Her gün mutlaka bir duygu çalışması yapmak zorunda değilsiniz. Günlük hayatın içindeki kısa konuşmalar, bu kelimelerin kullanılabileceği fırsatlar sunar. Bir akşam yalnızca “Bugünün hangi anı sende kaldı?” diye sormak, çocuğun seçtiği yerden başlayan bir sohbet için yeterli olabilir.